KARTAL YUVASI

2/9/2006 - BEŞİKTAŞ 02/09/2006

Kategori: yazilar

                                                 

 

 

 

 

 

Pascal şoku

,
Tigana’nın ısrarla istediği Pascal Cygan transferinde imza aşamasına kadar gelindi, ancak yıldız oyuncu son anda Villarreal’e gitti Arsenal oyaladı
Pascal Cygan ile uzun zamandır temasta olan Beşiktaş, Fransız oyuncu ile kesin olarak anlaşmaya varmıştı. Ancak Arsenal bu oyuncuyu kiralamaya yanaşmamış ve 3.5 milyon Pound bonservis bedeli istemişti. Tarafların 2.5 milyon Pound’da anlaşmasının ardından bu kez de İngiliz kulübünden “Chelsea’de forma giyen Galas ile görüşme halindeyiz. Bu transfer bittiği an veririz” açıklaması geldi. Dün Cygan’ı İstanbul’a getirip imza attırmak için uçak ve otel rezervasyonları bile yaptıran Siyah-Beyazlı yönetim, Arsenal’in Galas şartını da kırmayı başararak İngilizleri bu transfere ikna etti.

İpler yine gerildi
Beşiktaş Fransız’a imza attırmaya hazırlanırken bu kez devreye Villarreal girdi. İsponyol ekibinin teklifini kabul eden, Pascal Cygan tercihini bu ülkeden yana kullanınca transfer son dakikada gerçekleşmedi. Yaşanan bu gelişmeler teknik heyet ile yönetim arasında yeniden tartışmalara neden oldu. Tigana, transferde çok ağır kalındığını söyledi. Ancak 2. Başkan Murta Aksu, “Bize verdiğin listede Luciano sakat. Pascal, Ayala ve Helguera son ana kadar Avrupa’da kalmak için oyaladılar. Bu oyuncular ile görüşüp altyapısını hazırlasaydın” diyerek tepkisini dile getirdi.

Başkan el koydu
Halen yurt dışında olduğu için durumdan telefon ile haberdar edilen başkan Yıldırım Demirören, bu gelişmeler üzerine duruma el attı. Teknik heyet ve yönetim arasında yeni bir krizin yaşanmasını istemeyen Demirören, “Panik yapmaya gerek yok. Sadece adam alalım diye transfer yapılmaz. Bizim şartlarımıza uygun oyuncu ve yeterli kalitedeki isim olmadığı için transferi Ocak ayına bırakacağız. Devre arasında eksiklerimize bakacağız ve ihtiyaca göre transfer yapacağız” diyerek olaya son noktayı koydu.

 

 

Delgado’nun iki hayali
,

Delgado, değişik ve güçlü bir ligde oynamayı çok istiyordum ve bu gerçek oldu. İkinci hayalim ise Arjantin Milli Takımı’nda oynamak dedi Tam hazır değil
Beşiktaş’ın yeni yıldızı Delgado, takıma tam adapte olmadığını ancak kısa zamanda yüzde 100 hazır olacağını belirtirken, sadece hazır olmasının yanı sıra takımın kendisine alışmasının da önemli olduğunu söyledi. Futbol Federasyonu’nun Tam Saha Dergisi’ne konuşan Arjantinli, Beşiktaş’ta Sergen ve Tümer’in yerine oynadığı için üzerinde bir baskı hissetmediğini ifade etti. Tangocu, “Bu konuda üzerimde bir baskı hissetmiyorum. Tam tersine böyle kaliteli iki oyuncunun yerine bu takımda olduğum için mutluluk duyuyorum” şeklinde konuşarak düşüncelerini dile getirdi.

İlk hayali tamam
Siyah-Beyazlı takıma gelmeyi çok istediğini söyleyen Delgado,”Bu rüyam gerçekleşti. Değişik ve güçlü bir ligde oynamayı çok istiyordum ve bu gerçek oldu. İkinci hayalim ise Arjantin Milli Takımı’nda oynamak. Benim yerimde forma giyen oyuncular çok güçlü isimler. O kadroya girmem zor görünüyor ama umarım o da bir gün gerçekleşir” dedi. Milli takım olmazsa İspanya Ligi’nde oynamayı çok istediğini belirten Tangocu, İspanya’daki tercihinin en çok para ödeyen ya da ismi büyük olandan değil, kendisini en çok arzulayan kulüpten yana olacağını söyledi.

Zekiyse mahsuru yok
Futbol idolünün Maradona olduğunu ve onun 1986 Dünya Kupası’nda İngiltere’ye elle attığı golü unutamadığını dile getiren Delgado, “O gol bana muhteşem görünmüştü. Futbolun bir geleneğinin olması gerekir ve kamera görüntülerinin bu geleneği bozduğuna inanıyorum. Eğer bir oyuncu öyle bir şeyi yapacak kadar zekiyse, kendi takım arkadaşlarını, rakiplerini ve hakemi uyutabilecek kadar yüksek bir zekaya sahipse, bence bunu yapmasının bir mahsuru da yok. Ama bu sözlerimle parmağınızı rakibinizin gözüne sokmayı kastetmiyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

 

 

Mert Nobre’nin ay-yıldız umudu
,
Mert Nobre, taraftarların kendisine gösterdiği desteğe, atacağı gollerle karşılık vereceğini söyledi ve milli formayı istiyorum dedi Taraftara hayran
Beşiktaş’ın sezon başında Fenerbahçe’den transfer ettiği Mert Nobre, taraftarların kendisine gösterdiği desteğe, sahada atacağı gollerle karşılık vereceğini söyledi. Beşiktaş Kulübü’nün aylık resmi dergisinde yer alan röportajında, Siyah-Beyazlı ekibe geldiği için çok mutlu olduğunu söyleyen Brezilyalı oyuncu, taraftarlardan övgüyle söz etti. İnönü’deki taraftarları gerçek bir ‘12. adam’ olarak tanımlayan Sambacı, “Taraftarımız çok cefakar. Bunu maç içerisinde her zaman gösteriyorlar. Takımın kazanması için, yenik durumdayken bile takımı sonuna kadar destekliyorlar” şeklinde konuştu.

Milli takımı istiyor
Gol atması için orta alandan çok top alması gerektiğini ancak Jean Tigana ’nın bu konuda değişik alternatifleri ve taktikleri olduğu için endişe duymadığını söyleyen Nobre, kendi başarısından çok takımın başarısının önemine dikkat çekti. Şu anki en büyük hedefinin Beşiktaş formasıyla şampiyonluk yaşamak olduğunu söyleyen Brezilyalı, Türk Milli Takımı’nda oynamayı çok arzuladığını dile getirdi. Brezilyalı yıldız, “Türk Milli Takımı ’nın formasını giymem istenirse bunu seve seve yaparım. Ama o formayı giymek için öncelikle Beşiktaş ’ta çok iyi performans göstermem gerekiyor ve ben de en iyisini yapmak için buradayım” diyerek sözlerini noktaladı.

 

 

Başkan’ın gururu
,
Beşiktaş’ın geleceğini garantiye aldıklarını belirten başkan Demirören, taraftarın Türkiye ve Avrupa’da başarılara hazırlanmasını istedi ‘Sözümüzü tuttuk’
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, caimaya verdikleri sözü tutmanın gururunu yaşıyor. Demirören, Siyah-Beyazlı kulübün aylık dergisinde taraftara yönelik yazdığı yazıda, Türk futbolunun genç yıldız adaylarıyla, dünya futbolunda marka olan tecrübeli oyuncuları kadrolarına katarak gıptayla bakılan bir takım oluşturduklarını söyledi. Demirören, geçtiğimiz yıl Ocak ayında camiaya verdikleri sözleri yerine getirerek; savaşan, terinin son damlasına kadar mücadele eden, hırslı aynı zamanda sportmen bir futbol takımını, gururla izlettirmenin keyfini yaşadıklarını ve Beşiktaş’ın kolej takımı havasına yıllar sonra tekrar kavuştuğunu kaydetti.

‘Yenilgi de doğaldır, ama...’
Yazısında, Beşiktaş’taki yeni yapılanmanın kısa vadeli hedeflerin dışında, gelecek yılları da garanti altına alacak şekilde planlandığına değinen Demirören, Siyah-Beyazlı taraftarların, yenilmenin de doğal bir şey olduğu konusunda dikkatini çekerek, “ Ancak biz Beşiktaşlılar için mağlubiyeti kabullenmek, ancak sonuna kadar savaşıp, forması için canını dişine takarak dürüstçe mücadele ettikten sonra mümkündür. Sizlerin desteği ve sevgisi ile büyük başarılara koşacağına inandığım yeni takımımız, işte bu anlayışla sahadan her zaman başı dik ayrılacaktır” dedi.

 

 

Uçururum

'Beşiktaş ile hedeflerim kesişiyor. Ligde ve Avrupa'da başarıya koşacağız'.


Çok teklif vardı
Beşiktaş'ın Brezilyalı oyuncusu Ricardinho, "Beşiktaş" dergisine iddialı ve ilginç açıklamalarda bulundu. Brezilyalı oyuncu, kendisine bir çok takımdan teklif gelmesine rağmen siyah-beyazlı kulübü tercih ettiğini belirterek, "Beşiktaş ile hedeflerim kesişiyordu. Hem ligde hem de Avrupa'da takımımı başarıya koşturmak için elimden
geleni yapacağım" diye konuştu.

Hedefi 15 kupa!
Brezilyalı oyuncu Beşiktaş'ta yabancılık çekmeyeceğini de dile getirerek, "Brezilyalı arkadaşlarım Kleberson, Nobre ve Bobo ile diyaloğum çok iyi. Bu da takıma daha çabuk adapte olacağımı gösterir" dedi. Ricardinho, kariyerinde 12 kupa olduğunu ifade ederek "Beşiktaş ile sezon sonunda bu kupa sayısını 15'e çıkarmayı hedefliyorum" iddasında da bulundu.

'Taraftarlarımızın bana ilgisini hiç unutamayacağım. Muhteşem bir karşılamaydı'

Bu an unutulmaz
Beşiktaş taraftarının takımlarını büyük bir aşkla sevdiğini anladığını belirten yıldız futbolcu, "Beşiktaş taraftarının karşılama töreninde bana gösterdiği ilgiyi hayatım boyunca unutmayacağım. Tek kelimeyle muhteşemdi. Gösterilen ilgiye sahada karşılık vereceğim. Taraftarımıza futbol ve sambayı bir arada izlettireceğim" açıklamasını yaptı.

Başarılı olacağım
İstanbul'u çok beğendiğini ifade eden Ricardinho, "8 yıldır evliyim ve iki oğlum var. 17 numaralı formayı oğlum istediği için seçtim" diyor. Brezilyalı yıldız sözlerini ise şöyle tamamlıyor, "Başarının iki anahtarı vardır. Birisi inanmak diğeri çok çalışmak. Beşiktaş'ta başarılı olacağıma inanıyorum ve bü yüzden çok ama çok çalışacağım"

 

 

Büyük ödül


İbrahim Toraman, Koray Avcı ve İbrahim Üzülmez "Beşiktaş'ta kaptanlık yapmak onur verici" dediler.


Beşiktaş'ın kaptanları, siyah-beyazlı kulüpte kaptanlık yapmanın büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirttiler. İbrahim Üzülmez, Koray Avcı ve İbrahim Toraman, "Bu Kariyerimizin en büyük ödülü" dediler. Üzülmez, "Takımımızda ortam çok iyi. Bu nedenle sanırım çok şanslıyım" diyor.

ZOR AMA ÖZEL
Koray
da Beşiktaş'ta

kaptan olmanın çok özel bir duygu olduğunu belirterek, "Bizden önce Tayfun ağabey vardı. Ondan gördüklerimizi uygulamaya çalışıyoruz" dedi. Tecrübeli oyuncu, "Kaptanın sağlam bir kişiliği olmalı .Gerçekten büyük bir takımda kaptan olmak kolay değil" açıklamasını yaptı.

 

 

 

Antalya maçı 19.30'da



Beşiktaş lige verilen ara nedeniyle bu akşam 19.30'da Süper Lig'in yeni takımı Antalyaspor ile İnönü Stadı'nda karşı karşıya gelecek. Ricardinho'nın takıma ısınması için oynanacak karşılaşmaya Beşiktaşlı taraftarların yoğun ilgi göstermesi bekleniyor.


 

 

 

Jimnastikte kriz!


Beşiktaş'ın logosunda bulunan Jimnastik Şubesi'nde sıkıntı yaşanıyor. Jimnastik faaliyetlerini yürüten ekibin yönetim ile mali konularda sıkıntılar yaşaması, kendi finansmanlarıyla işlerini yürütmek zorunda kalmaları nedeniyle şubeyi bırakabilecekleri öğrenildi.

 

 

Hedef 15 kupa!
Kartal'ın sambacısı Ricardinho, kariyeri boyunca 12 kupa kazandığını, bu sayıyı 15'e çıkarmayı hedeflediğini söyledi

Siyah-beyazlıların yeni transferi, Beşiktaş Kulübü'nün aylık resmi dergisinin eylül sayısında yer alan röportajında, yeni takımıyla 3 yılda 3 kupa kazanmak istediğini ifade etti. Beşiktaş taraftarının kendisi için havalimanında muhteşem bir karşılama töreni düzenlediğini vurgulayan Ricardinho, "Zaten bana gösterilen ilginin şaşkınlığını bir süre üzerimden atamadım. Orada taraftarların çok büyük bir aşkla Beşiktaş'a bağlı olduğunu gördüm. Burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Gösterilen ilgiye sahada oynayacağım futbolla karşılık vereceğim. Kariyerim boyunca 12 kupa kazandım. Şimdiki hedefim bu sayıyı 15'e çıkarmak" diye konuştu.

"Benim karakteristik özelliğime göre, asist yapmak bana daha uygun" diyen Ricardinho, başarının sırrını "inanmak ve çalışmak" olarak sıraladı.

Oğlu Bruno'nun isteğiyle Beşiktaş'ta 17 numaralı formayı tercih ettiğini kaydeden Ricardinho, İstanbul Boğazı'nı da çok beğendiğini söyledi.

 

 

 

Sinirlenirsem herkesi sinirli yaparım

Beşiktaş'ın Hırvat kalecisi Vedran Runje, kendisini kalede rahat hissettiğini, sinirlense bile bunu belli etmemeye çalıştığını belirterek, ''Sinirlenirsem, herkesi sinirli yaparım. O nedenle sahada en sakin olması gereken kişi benim'' dedi.

Runje, kulübün aylık yayın organı ''Beşiktaş'' dergisine verdiği, takım arkadaşlarının sorularını yanıtladı. Zengin bir aileden gelmediğini, başka bir spor dalıyla uğraşacak imkanı da olmadığını anlatan Runje, ''Evimizin yanındaki boş arazide sürekli futbol oynardık. İnsanlar iyi oynadığımı söylediler. Sahanın ortasında çok kötü olduğum için de beni kaleye koydular'' dedi.

Ramazan Kurşunlu'nun, ''Kalede bu kadar rahat olmayı neye bağlıyorsun'' sorusuna Runje, ''Kalede kendimi rahat hissediyorum. Sinirli olsam bile bunu belli etmemeye çalışırım. Hem ben sinirlenirsem, herkesi sinirli yaparım. Bu nedenle sahada en sakin olması gereken kişi benim'' yanıtını verdi.

Runje, sahada takımı iyi yönlendirme özelliğini tecrübeyle kazandığını kaydederken, yeni bir takım olduklarını ve birbirlerini fazla tanımadıklarını, bu nedenle savunmayla daha iyi çalışmak ve daha iyi organize olmak için sahada elinden geleni yaptığını ifade etti.

Türk yemeklerini güzel, ancak çok baharatlı bulduğunu, Türkçe kelimelerin telaffuzunun da çok zor olduğunu söyleyen Runje'nin, bazı arkadaşlarının sorularına verdiği yanıtlar da şöyle:

-Ali Tandoğan: ''Beni seviyor musun?''

-Runje: ''Seviyorum, ama çok değil.''

-Ali Güneş: ''O saç stilini çok mu aradın?''

-Runje: ''Babam çimleri biçerken ben bahçede uyuyordum. Kalktığımda saçlarım böyleydi. Maalesef babam beni görmemiş.''

-Murat Şahin: ''Genelde 'kaleciler deli olur' yakıştırması vardır. Bana da hep söylüyorlar. Sence bu yakıştırmayı neden yapıyorlar?''

-Runje: ''Benim ülkemde de kalecilere 'Deli' derler. Bence de öyle...''

-Gökhan Güleç: ''Futbol kariyerinde hiç gol attın mı, atmayı ister misin?''

-Runje: ''Genç takımdayken bir kez penaltı kullandım, ama gol atmak beni mutlu eden bir şey değil. Asıl işim gol yememek. Hem ben gol atmayı istesem, bu takımda Gökhan ne iş yapacak?''

-Mustafa Doğan: ''Sahada bu kadar deli olanlar, evde eşlerinin yanında kuzu gibi olurlar. Sen de öyle misin?''

-Runje: ''Normal olan bu değil mi? Ben evde hiçbir şeye karışmam. Bizim evde de patron eşimdir.''

-Ali Kalaycıoğlu (Menajer yardımcısı): ''Tanıdığım kadarıyla genelde mutlu ve birçok şeyi sorun etmeyen birisin. En sevindiğin veya en mutlu olduğun an hangisidir?''

-Runje: ''Hayatımdaki en önemli ve mutlu olduğum gün, 5 yaşındaki oğlumun doğduğu gündü. Oğlum doğduktan sonra tamamen değiştim. Hırvatistan'da ya da Belçika'dayken farklıydım, Marsilya'ya gidince kuzu gibi oldum. Çocuğum olmadan önce beni tanısaydınız, o zaman asıl çılgın halimi görürdünüz"

 

 

 

"Kaybetmeye tahammülüm yok"

Beşiktaş'ın sezon başında Fenerbahçe'den transfer ettiği Nobre, "Taraftarların bana gösterdiği desteğe ben de sahada oynayacağım iyi futbol ve atacağım gollerle cevap vereceğim" dedi.

Siyah-beyazlı kulübün girişimleriyle Türk vatandaşlığına geçip, Mert adını alan Nobre, Beşiktaş Kulübünün aylık resmi dergisinde yer alan röportajında, "Burada olduğum için çok memnunum. Burada çok güzel karşılandım ve ilk geldiğim günden beri herkes bana çok iyi davrandı. Ben de bu mutluluğumu saha içinde elimden geldiğince göstermek istiyorum" diye görüşlerini belirtti.

Nobre, "Kaybetmeye asla tahammülüm yok. Gol atmayı çok seviyorum ama kesinlikle egoist bir oyuncu olduğumu düşünmüyorum. Benim için öncelikle takımın başarısı gelir. Yeter ki Beşiktaş başarılı olsun. Yoksa benim kaç gol attığım hiç önemli değil" dedi.

Mert Nobre, röportajında daha sonra şunları kaydetti: "Benim gibi ceza sahası içinde oynamayı seven bir futbolcunun orta sahadan çok pas alması gerekir. Ama tabii ki bu konudaki takdir hakkı teknik direktörümüz Jean Tigana'nın. Zaten onun da bu konuda değişik alternatifleri ve taktikleri var. Bu nedenle taktiksel olarak herhangi bir sorun yaşayacağımı zannetmiyorum."

Fenerbahçe'den geldiğinde Beşiktaş'ta kendisine gösterilen destekle ilgili olarak da Nobre şunları kaydetti:

"Camia içinde iyi karşılanmamın bir devamı gibi oldu bu taraftar desteği. Gerçekten adımı duyduğumda çok mutlu oldum. Eskiden rakip futbolcu olarak geldiğim İnönü Stadı'nda tribünlere çağrılmak çok heyecan verici. Taraftarımızın da çok cefakar olduğunu düşünüyorum. Bunu maç içerisinde her zaman gösteriyorlar. Takımın kazanması için, yenik durumdayken bile takımı sonuna kadar destekliyorlar. Gerçekten '12. adam' görevini çok iyi yerine getiriyorlar. Bana verdikleri bu desteğe ben de sahada oynayacağım iyi futbol ve atacağım gollerle cevap vereceğim."

"Şu andaki en büyük hedefimi sorarsanız, Beşiktaş formasıyla şampiyon olup taraftarlarımızı mutlu etmek diyebilirim" şeklinde görüş belirten Mert Nobre, Türk Milli Takımı'nda oynamayı da çok arzuladığını ifade etti. Nobre, şunları söyledi:

"Türk Milli Takımı'nın formasını giyme şansı bulursam son derece mutlu olacağım. Neredeyse 3 yıldır buradayım ve bu ülkeyi çok seviyorum. Tatile gittiğimde bile özlüyorum. Bunu yaşayan da sadece ben değilim. Ailem ve evimde çalışanlar bile, buradan uzaktayken Türkiye'nin eksikliğini çekiyor. Benim için Türkiye'nin Brezilya'dan hiçbir farkı yok. Burada dışardan gelen insanlara çok sıcak ve samimi davranıyorlar. Bu durum da benim gibi yabancıların kendini rahat hissetmesini sağlıyor. Sonuç olarak benden Türk Milli Takımı'nın formasını korumam istenirse bunu seve seve yaparım. Ama biliyorum ki, o formayı elde edebilmek için öncelikle Beşiktaş'ta çok iyi performans göstermem gerekiyor ve ben de en iyisini yapmak için buradayım."

 

 

Beşiktaş Dergisi Pazar Günü Çıkıyor
Sadece Beşiktaşlılar’ı değil tüm Türkiye’yi ayağa kaldıran transferimiz Ricardinho’nun yer aldığı kapak ile yayınlanan Beşiktaş Dergisi Eylül Sayısı birbirinden renkli konularıyla pazar günü bayilerde… İşte Kulübümüz’ün resmi yayın organı Beşiktaş Dergisi’nin Eylül sayısındaki konularımız;

* Beşiktaşımız’ın dünya yıldızı transferi Ricardinho, ayağının tozuyla ilk röportajını Beşiktaş Dergisi ile yaptı. Brezilya Milli Takımı forması giyen ve kariyerine 12 kupa sığdıran yeni sambacımız, “Hedefim bu sayıyı 15’e çıkartmak” diyor.

* İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman ve Koray Avcı... Onlar, tam bir kolej takımı havasına bürünen Beşiktaşımız’ın yeni kaptanları... Her biri, gerek özel hayatlarındaki davranışları gerekse de yeşil sahalardaki performanslarıyla bu onuru fazlasıyla hak ediyorlar. Kaptanlık pazu bandını taşımalarının yanı sıra bir diğer ortak özellikleri ise, en büyük arzularının Beşiktaşımız’ın başarılı olması...

* Senelerce Beşiktaşımız’ı desteklemiş tüm kişilerin yaşadığı ortak duygulardan bir tanesi de, ligin İnönü Stadı’nda oynanan ilk karşılaşmasıdır. Yaklaşık üç ay boyunca hasret kaldığımız renklere kavuşmanın verdiği zevk hiçbir duyguyla karşılaştırılamaz. Bu yıl da 2006-2007 sezonunun 2. haftasında oynadığımız Gaziantepspor karşılaşmasıyla birlikte ‘ilk gün’ anılarımıza bir yenisini daha ekledik.

* Bir tarafta Siyah-Beyaz forma ile 24 sene futbol oynamış Beşiktaşlı Gazeteci-Yazar Vedat Okyar, diğer tarafta Takımımız’ın şampiyonluk yolundaki en önemli transferlerinden ve Türk vatandaşlığına geçen oyuncularımızdan Mert Nobre... Okyar ve Nobre’nin sıcak sohbeti eminiz sizlere de keyifli dakikalar yaşatacak...

* Beşiktaş taraftarları, her şeyin yozlaştığı bir dünyada tribünlere astıkları pankartlar, söyledikleri şarkılarla sürekli olarak toplumsal duyarlılık gösterip, Türkiye’nin gözünde apayrı bir yere sahiptir. Bu özellik, Beşiktaş’ı eşsiz kılar ve ortaya konan tavır fazlasıyla saygıyı hak eder... Bu bakımdan “Bu taraftar sizinle gurur duyuyor” sloganını bir başka şekilde söylemenin yeridir; “Türkiye bu taraftarla gurur duyuyor”…

* Beşiktaşımız’ın yeni ve genç transferlerinden Burak Yılmaz, geldiği günden bu yana yükselen performansıyla tüm Camiamız’ın beğenisini kazandı. Oynadığı futbol ve attığı gollerle ne kadar doğru bir seçim olduğunu kanıtlayan Burak’a, BJK Store ürünlerimiz çok yakıştı. Beşiktaş Dergisi farkıyla yayınlıyoruz.

* Son yıllarda büyük bir çıkış yakalayan Beşiktaş Özkaynak Düzeni dur durak bilmiyor. Bu başarının sahipleri; kar, kış, yağmur, çamur demeden 24 saat çalışan Alt Yapı hocalarımız ile Beşiktaş Özkaynak Düzeni hakkında her şeyi konuştuk.

* Vedran Runje, sempatikliği ve sıcakkanlılığı ile Takımımız’ın en büyük neşe kaynaklarından birisi… Yüzünden eksik olmayan gülümsemesi, Türkçe kelimeleri öğrenmedeki başarısı ile kendini kısa sürede sevdiren Vedran’a soruları bu kez takım arkadaşları sordu.

* Kimine göre memleketin plaka numarası, kimine göre doğum yılı, kimine göre ise sadece uğur... Ama bazıları için sırtına geçirmeden asla oynayamayacağı önemli bir “rakam”... Biz de Beşiktaşlı futbolcularımızın arasında küçük bir soruşturma yaptık. İşte futbolcularımızın sırt numaralarının hikayesi...

* Çok değil, daha birkaç hafta önce verdiği konserde Demet Akalın, “Kendimi Beşiktaş tribünlerinin amigosu gibi hissediyorum” dedi. Ünlü şarkıcı gerçekten de hayatını tam da bir önceki cümlede ifade ettiği gibi yaşıyor. “Fanatik Beşiktaşlıyım” diyor ve ekliyor: “En büyük Beşiktaş”…

* Geçtiğimiz sezonu Fortis Türkiye Kupası ile kapatan ve Turkcell Süper Ligi yeni sezonuna Süper Kupa ile başlayan Beşiktaşımız, ilk dört haftada oynadığı başarılı futbolla büyük beğeni topladı. Sezonun ilk maçında şanssız bir mağlubiyet yaşasak da, arkasından üç galibiyet alan Beşiktaşımız’ın ilerleyen haftalarda gerçek gücünü göstereceğinden ve zirvedeki yerini sağlamlaştıracağından hiç kuşkumuz yok.

* “Turkcell Süper Ligi’nde Şampiyonluk ve Avrupa’da başarı” parolasıyla sezona başlayan Beşiktaşımız, UEFA Kupası 1. turunda Bulgaristan’ın CSKA Sofya takımı ile eşleşti. İlk maç 14 Eylül’de İstanbul’da, rövanş ise 28 Eylül’de deplasmanda oynanacak.

* Türkiye’nin genelini göz önünde bulundurursak; imkansızlıklara ve genel ilgisizliğe rağmen atletizmi icra ediyor olmak gerçekten bir gönül işidir. Ancak Beşiktaş Atletizm Takımımız, hem spora hem de Siyah-Beyaz renklere olan aşklarıyla beraber kazandıkları başarılarla bütün Camiamız’ı gururlandırmaya devam ediyor. Ve her birinin ağzından dökülen ortak ses diyor ki; “Her şey Beşiktaş için!”

* Beşiktaşımız voleybol branşında da atağa kalktı. 25 Kasım’da başlayacak olan Türkiye Bayanlar Voleybol Ligi’nde şampiyonluğa ulaşmak için Takımımız’daki yenilenme tüm hızıyla sürüyor. Voleybol Şubemiz, takıma kattığı yeni isimlerin yanı sıra ekibin başına da voleybol camiasının tecrübeli ismi Ertan Albayrak’ı getirdi. Ertan Albayrak’la yaptığımız söyleşimizi Beşiktaş Dergisi farkıyla yayınlıyoruz.

* Beşiktaşımız’ın Alt Yapısı’nda 4 sezonda 89 maçta attığı 226 golle yıldızlaşan 15 yaşındaki Batuhan Karadeniz, daha şimdiden Manchester City’nin transfer listesine girdi. İki hafta boyunca Manchester City ile idmanlara çıkan ve turnuvaya katılan genç golcümüzün en büyük hayali ise bir dönem kendisi gibi Beşiktaş’ın alt yapısında oynamış ama A Takım forması giyememiş olan babasının yarım kalan düşünü gerçekleştirmek …

* Beşiktaş’ın Hakkılı, Şerefli ve Çengel Hüseyinli kadrosunda bile ilk 11’de kendisine yer bulabilecek çapta, Avrupa düzeyinde bir yıldızdı Yusuf Tunaoğlu... 2000 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşama çok erken veda etti.Beşiktaşlılar, Yusuf Tunaoğlu’nun ne futboluna ne de kendisine doyamadılar. Efsane futbolcumuzun hayatı, Vala Somalı’nın anlatımıyla sizlerle.

* Yeni sezonun başlamasına sayılı günler kala, hepimizi yeni formalarımızın heyecanı sarar… Formalarımızı almak hatta görmek için sabırsızlanırken perde arkasında neler yaşandığını bilmeyiz. Biz de, taraftarlarımız ve futbolcularımız başta olmak üzere spor kamuoyu tarafından çok beğenilen formalarımızın hikayesini sizler için araştıralım istedik.

* Yeni sezon hazırlıklarını yoğun bir tempoda tamamlayan Futbol Takımımız, 2006-2007 sezonuna Başkanımız Yıldırım Demirören’in evinde verdiği davetle başladı. Çok sıcak bir ortamda başlayan, sohbetin geç saatlere kadar sürdüğü, kahkahaların eksik olmadığı gecede her şey çok güzeldi...

* Ayın Olayları, Hatay Beşiktaşlılar Derneği’nin tanıtımı, Ağustos Ayının Kültür-Sanat Dünyası, Taraftar Anketleri dergimizin sayfalarında…

Kulübümüz’ün sesini yansıtan Beşiktaş Dergisi, Eylül sayısı da yine dopdolu...
Beşiktaş Dergisi 4 YTL…

 

 

“Ben Gol Atmayı İstersem Gökhan Ne İş Yapacak?”
01.09.2006 12:09

Kalecimiz Vedran Runje'ye arkadaşları sordu, Hırvat file bekçimiz yanıtladı. Beşiktaş Dergisi Eylül 2006 sayısında Runje'nin arkadaşlarının sorularına verdiği yanıtlar için tıklayınız...

Vedran Runje, sempatikliği ve sıcakkanlılığı ile Takımımız’ın en büyük neşe kaynaklarından birisi... Yüzünden eksik olmayan gülümsemesi, Türkçe kelimeleri öğrenmedeki başarısı ile kendini kısa sürede sevdiren Vedran’a takımdaki küçük-büyük herkesin iki hitap şekli var; “Vedran Abi” ya da “Vedat Abi”...

Türkiye’ye futbol oynamak için gelip de, Türkçe’yi en kısa sürede çözen futbolcuların başında geliyordur herhalde Vedran Runje... Bu çabasına güleryüzü ve esprileri de eklenince herkesin “çılgın”, “deli-dolu” dediği kalecimiz, şu anda takımın en sevilen isimlerinden birisi haline gelmiş.
Dil onun için engel değil... Herkese söyleyecek sözü, herkesi güldürecek bir esprisi var...
Hal böyle olunca da, bizim sadece elçilik yaptığımız bu haber oldukça keyifli bir havada gerçekleşti.
İşte küçük-büyük herkesin hitap şekliyle “Vedat Abi”nin arkadaşlarının sorularına verdiği yanıtlar...

Ali Tandoğan: Beni seviyor musun?
Vedran: Seviyorum ama çok değil!

Ali Güneş: O saç stilini çok mu aradın?
Vedran: Babam çimleri biçerken ben bahçede uyuyordum. Kalktığımda saçlarım böyleydi. Maalesef babam beni görmemiş!

Burak Yılmaz: Nasılsın, kendini nasıl hissediyorsun?
Vedran: Çok sıcak ama kendimi iyi hissediyorum.

Mustafa Doğan: Sahada bu kadar “deli” olanlar evde eşlerinin yanında kuzu gibi olurlar. Sen de öyle misin?
Vedran: Normal olan bu değil mi!.. Ben evde hiçbir şeye karışamam. Bizim evde de patron eşimdir.

Baki Mercimek: Ava çıkmayı çok sevdiğini biliyorum. Sana tesislere yakın bir yere avlanmaya gidelim desem, bana güvenir misin? Bir de karşımıza ayı çıksa ne yaparsın?
Vedran: Tamam seni çok seviyorum, birlikte iyi vakit geçiriyoruz ama ormanda ayıyla karıştırıp seni de vurabilirim!

Murat Şahin: Genelde kaleciler “deli” olur diye bir yakıştırma vardır. Bana da hep bunu söylüyorlar. Sence bize bu yakıştırmayı neden yapıyorlar?
Vedran: Benim ülkemde de kalecilere “deli” derler. Bence de öyle...

İbrahim Toraman: Sahada takımı çok iyi yönlendiriyorsun. Bu özelliğini nasıl kazandın?
Vedran: Sahada kendi kontrolümü kaybettiğim için takımı kontrol etmeye çalışıyorum!
Şaka bir yana, bu tecrübeyle kazanılıyor. Neticede biz yeni bir takımız ve birbirimizi çok fazla tanımıyoruz. Defansla daha iyi çalışmak ve daha iyi organize olmak için ben de sahada yapmam gerekeni yapıyorum.

Emre Özkan: Neden futbol, neden kalecilik?
Vedran: Ben çok zengin bir aileden gelmiyorum. Başka bir spor dalıyla ilgilenecek imkanım yoktu. Evin yanındaki boş arazide sürekli futbol oynuyorduk. İnsanlar iyi oynadığımı söylediler, o nedenle futbol. Sahanın ortasında çok kötü oyuncu olduğum için de beni kaleye koydular, işte bu nedenle de kalecilik...

Mehmet Sedef: Genel olarak çılgın bir görüntü çiziyorsun. Hayatta yaptığın en büyük çılgınlık nedir?
Vedran: Futbol oynamaya başlamak... Bu dairenin içine girdim. Bu çok da kolay bir şey değil.

Kenan Özer: Türkçe’yi çok çabuk öğrendin. Ama bazı kelimeleri ilginç telaffuz ediyorsun.
En çok zorlandığın Türkçe kelime hangisi?
Vedran: Sadece bir tane değil ki, benim için yüzde 90’ı çok zor. Kolay olanları zaten sürekli kullanıyorum.

Gökhan Güleç: Futbol kariyerinde hiç gol attın mı? Atmayı ister misin?
Vedran: Genç takımdayken bir kez penaltı kullandım ama gol atmak beni mutlu eden bir şey değil. Benim asıl işim gol yememek. Hem ben gol atmayı istesem bu takımda Gökhan ne yapacak!

Serdar Kurtuluş: Türkiye’de hayat nasıl gidiyor, alışabildin mi?
Vedran: Evet, alıştım. Burada her şey çok güzel. Artık tesislerden otele arabayla tek başıma gidip gelebiliyorum. Hayat çok güzel... Kulübümü seviyorum, ileriye dönük bir takımımız var, Lig’de iyi sonuçlar alabileceğimizi biliyorum. Böyle olması beni çok mutlu ediyor. Umarım bir de en kısa zamanda taşınmak için istediğim gibi bir daire bulurum. Zaten taşınır taşınmaz, hepinizi sürekli evime çağıracağım.

Ramazan Kurşunlu: Kalede bu kadar rahat olmanı neye bağlıyorsun?
Vedran: Ben kalede kendimi rahat hissediyorum. Mesela sinirli olsam bile bunu belli etmemeye çalışıyorum. Sinirlensem de iki saniye sonra sevinç de yaşayabilirim. Bu takımın nasıl oynadığına çok bağlı. Hem ben sinirlensem, herkesi sinirli yaparım. Bu nedenle sahada en çok sakin olması gereken kişi benim.

İbrahim Üzülmez: Türk yemekleri hakkında ne düşünüyorsun?
Vedran: Türk yemekleri güzel ama çok fazla baharat var.

Ali Kalaylıoğlu: Seni tanıdığım kadarıyla genelde mutlu ve birçok şeyi sorun etmeyen birisin.
Hayatında en çok sevindiğin veya en çok mutlu olduğun an hangisidir?
Vedran: Hayatımdaki en önemli ve en mutlu olduğum gün, 5 yaşındaki oğlumun doğduğu gündü. Arkadaşlarım bana “deli-dolu” diyor ama ben şu anda çocuk gibiyim. Oğlum doğduktan sonra tamamen değiştim. Hırvatistan’da ya da Belçika’dayken farklıydım, Marsilya’ya gidince “kuzu” gibi oldum. Çocuğum olmadan önce beni tanısaydınız, o zaman asıl “çılgın” halimi görürdünüz.

Teşekkür ederiz.

 

 

 

 

 

 

"3 Yılda 3 Kupa"
01.09.2006 12:09

Brezilyalı dünyaca ünlü oyuncumuz Ricardinho, Beşiktaş Dergisi'nin Eylül 2006 sayısında yer alan röportajında 3 yılda 3 kupa kazanmak istediği söyledi. İşte Ricardinho'nun Beşiktaş Dergisi'ndeki röportajı:

Beşiktaşımız’ın dünya yıldızı transferi Ricardinho, sadece Beşiktaşlılar’ı değil tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Brezilya Milli Takımı forması giyen ve kariyerine 12 kupa sığdıran yeni sambacımız, “Hedefim bu sayıyı 15’e çıkartmak” diyor.

Beşiktaşımız, Ricardinho’yu Türkiye’ye getirerek son yılların en büyük transferine imza attı. Sadece Beşiktaşlılar değil, tüm futbolseverler, onun gibi bir dünya yıldızını izleme şansını yakalayacağı için çok mutlu ve heyecanlı... Türkiye ve Avrupa’da başarı için umutlarımız artık çok daha fazla... Ve yine Beşiktaşlılar için ne mutlu ki, Ricardinho da, bizle aynı umudu taşıyor...
İşte her yönüyle yeni sambacımız...

Transfer listesinde isminin geçmesi taraftarı oldukça heyecanlandırdı. Birçok takımdan transfer teklifleri aldığın konuşuluyordu. Bunlar içinden Beşiktaş’ı tercih ettin. Bu süreci senden dinleyebilir miyiz?
Transfer sürecim ne çok hızlı ne de çok yavaştı. Dünya Kupası’ndan itibaren Beşiktaş’ın benimle ilgilendiğini öğrendim.
Kulübümle ve menajerlerimle konuştum ve Beşiktaş’ı önce araştırdım. Çok büyük bir kulüp.
Büyük liglerde mücadele ediyor. Bu sene UEFA Kupası’nda oynayacak. Beşiktaş’ın hedefleri de benim hedeflerim gibi çok büyük.
Gün geçtikçe daha çok alışacağıma ve kendi yeteneklerimi daha çok gösterebileceğime inanıyorum.

Takımda Kleberson, Nobre ve Bobo ile birlikte 4 Brezilyalı oldunuz. Beşiktaş’ta olmasını avantaj olarak görüyor musun?
Gelmeden önce de telefonda görüşmüştük. Burada da diyaloğumuz gayet iyi bir şekilde devam ediyor. Bana Türkiye’yi, Beşiktaş’ı anlatıyorlar. Onların da sayesinde uyum sürecini kısa sürede aşacağıma inanıyorum.

Sol ayağını çok iyi kullanmanın yanı sıra, attığın frikik golleri, verdiğin isabetli paslar ve yaptığın asistler ile tanınıyorsun.
Sahada seni gol atmak mı, attırmak mı daha çok mutlu eder?
Benim karakteristik özelliğime göre, asist yapmak bana daha uygun.

Delgado ilk geldiğinde ona da bu soruyu sormuştum. Çağımızdaki futbol anlayışı duran toplardan ve uzaktan atılan golleri daha önemli kılıyor. Senin de uzaktan şutların ve gollerin var. Bu anlamda kendini çağın futbolcusu olarak görüyor musun?
Son Dünya Kupası’nın özelliklerinden birisi de uzaktan atılan goller oldu. Profesyonel futbolcu olarak, futbolun getirdiği yeniliklere alışmanız lazım. Zaten alışmasanız profesyonel değilsinizdir. Ben de yaklaşık 12 senedir profesyonel futbol oynuyorum. Yeniliklere de her zaman açığım.  

“Ayağını raket gibi kullanmak” diye bir deyim var. Maç görüntülerin, bu deyimin sen ve senin gibi futbolcular için söylendiğini düşündürtüyor. Futbolcu olarak özelliklerini doğuştan gelen yeteneğe mi, çok çalışmaya mı borçlusun?
Bence ikisi de önemli. Sizin de yaptığınız işten örnek vereceğim. Yazı yazmak bir yetenek gerektirir ama güzel yazı yazmak için her gün çalışmanız lazım. Futbol da bu açıdan farklı değil. Belli bir yeteneğim vardı ve idman yaparak bunu geliştirdim.

Saha içinde ve dışında lider oyuncu vasfını bulundurman futbol dünyasında en büyük artılardan biridir. Sen de eski takımında kaptanlık yapıyordun. Her ne kadar farklı dil, farklı kültürler de olsa Beşiktaş’ta iyi bir ağabey olacağına inanıyor musun?
Öncelikle ben burada çok yeniyim. Futbol şöyle bir şey; her geçen gün tecrübenizi beraber oynadığınız insanlara verirsiniz. Onların tecrübelerinden de siz faydalanırsınız. Bu değişim ve iletişim sürekli devam eder. Ben de bunun için elimden geleni yapmaya çalışacağım.

Brezilya Milli Takımı ile 2002’de şampiyonluk, Corinthians’ta 1998 ve 1999’da, Santos’ta 2004’te Brezilya Ligi şampiyonluğu, Parana ile 1995, 1996 ve 1997’de Paranaense şampiyonluğu, Corinthians ile 1999 ve 2001’de Paulista şampiyonluğu, Corinthians ile 2000’de kıtalararası şampiyonluk yaşamışsın.
1996, 2000 ve 2004’te de Brezilya’da gümüş topun sahibi olmuşsun. Sorumuz biraz uzun oldu ama sen başarının sırrını tek kelimeyle özetleyebilir misin?
İki kelime söyleyebilirim. Biri inanmak, diğeri çalışmak.

Brezilya deyince bizlerin aklına futboldan sonra samba geliyor. Mesela Kleberson’un bir samba aleti çaldığını biliyoruz. Ama Delgado bir Arjantinli olarak tango yapmayı bilmiyor. Senin samba ile aran nasıl?
Samba, Brezilya’da çok yaygın bir müzik. Dediğiniz gibi Brezilya deyince, insanların aklına ilk olarak futbol ve samba gelir. Ben de sambadan çok hoşlanıyorum ama başka hoşlandığım müzik tarzları da var.

Daha önce 8 ve 20 numaralı formaları giydin. Sanırım başka futbolcularda olduğu için 17 numaralı formayı seçtin. Neden 17? 
Evet, geç geldiğim için boşta olan numaralardan birini tercih etmem gerekiyordu. Oğlum Bruno da 17 numarayı istedi.

Ailenden söz edebilir misin?
8 yıldır evliyim ve iki oğlum var. Birisi 6, birisi 1,5 yaşında. Büyük olanın adı Bruno ve ufak olanın ise Bernardo... Şu anda Brezilya’dalar. Umarım en kısa zamanda gelecekler.

İstanbul’u nasıl buldun?
Görebildiğim kadarıyla, en beğendiğim yer İstanbul Boğazı. Hatta Boğaz’da bir restauranta yemek yeme şansı da buldum ve manzara çok hoşuma gitti.

Maçlara çıkarken bir uğurun var mı? Gerçi kramponlarının dillerinde iki oğlunun isimlerinin yazılı olduğunu duyduk ama...
Hemen bulmuşsunuz bunu (gülüyor)... Herhangi bir uğurum yok. Benim için önemli olan her gün yaptığım idmanlar.

Beşiktaş taraftarıyla havalimanındaki ilk buluşmanda neler hissettin?
Taraftarlara buradan bir mesaj vermek ister misin?
 
Açıkçası iyi bir karşılama bekliyordum ama havalimanında gördüklerim beklediğimin de üstündeydi.
Benim için muhteşem bir karşılama töreni hazırlanmıştı. Zaten bana gösterilen ilginin şaşkınlığını bir süre üzerimden atamadım.
Orada taraftarların çok büyük bir aşkla Beşiktaş’a bağlı olduğunu gördüm. Burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Gösterilen ilgiye sahada oynayacağım futbolla karşılık vereceğim. İmza töreninde söylediğim gibi, kariyerim boyunca 12 kupa kazandım. Şimdiki hedefim bu sayıyı 15’e çıkartmak.

Teşekkür ederim.

 

  

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

BEŞİKTAŞ ADINA HERŞEY AMA HER ŞEY

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

siyahbeyaz
karakartal16
besiktas
Türkiye nin en elit dizini Bedava100.Net -Basın ve Yayın Siteleri Türkçe İçerikli Web Siteleri AramaniA=Arama Motorunuz
Sayfa.com